Nestle
3 Nestle çalışanı 29 soru cevapladı.

Meslek Anlatımları

NDG Business Manager
2002 yılında Endüstri Mühendisi olarak mezun oldum. Birçoğumuzun da muhtemelen yaşadığı gibi “Ne olacağım acaba, en iyisi olmak istiyorum, acaba master mı yapsam yurt dışında, endüstri mühendisliğinin izin verdiği kadar üretim sektöründe mi çalışsam, danışmanlık sektöründe mi çalışsam, pazarlamayla ilgili bir şeyler mi yapsam?” bir belirsizlik içerisindeyken kariyer günlerinde Nestlé ile tanıştım. Nestlé bir yönetici adayı seçim programı açıkladı. Öyle bir program ki aynı üniversite yerleştirme sınavı gibi merkezi bir sınavla başlıyor. Sonra tahmin edemeyeceğiniz kadar çok mülakatla devam ediyor. Ben kendimi bu yolda buldum ve sonunda dünyanın en büyük gıda şirketi bana dedi ki; “Seni seçtik”. Tabi çok mutlu oldum. Bütün o master hayallerini bir süreliğine erteledim. 2 seneliğine falan ertelediğimi düşünüyordum ama Nestlé o kadar güzel fırsatların kapısını açtı ki 13 sene olmuş hala Nestlé’de çalışıyorum. Nestlé maceram satışta başladı. Yeni mezun bir insan olarak saha satışta Distrübütor Satış Şefi olarak kendimden yaşça çok büyük insanlarla birlikte çalıştım, hatta yer yer onları yöneten bir pozisyonda yer aldım. Çok zorlu bir görevdi. Saha Satış Şefliği ardından merkez ofiste ticari pazarlamada çalıştıktan sonra marka müdürlüğü yaptım. Oradan Nestlé’nin İsviçre’deki merkez ofisinde pazarlama danışmanlığı yaptım. Orada da Nestlé bana farklı kültürleri, farklı kıtalardaki ihtiyaçları anlayıp oralarda yeni ürünler lanse etme fırsatı verdi. Onun sonrasında bebeğimi dünyaya getirdim ve buraya döndüm. Şimdi de Pazar Araştırmaları Müdürü olarak çalışıyorum. Dolayısıyla 13 senedir buradayım ama aslında 6-7 farklı görevle hiç sıkılmadan çalışmaya devam ediyorum.
NDG Business Manager
İçgörü aslında yüzeyde gözükenin altına inebilmek. Dolayısıyla çok soru sorarak çok meraklı bir şekilde en temel nedenini anlayabilmek. Ne kadar derine inerseniz rekabete göre o kadar da avantaj kazanmanızı sağlayan bir iş. Bu işte bütün pazarlama fonksiyonlarına hizmet veriyoruz. Hem yeni bir ürün veya hizmet geliştirme öncesinde yapılan bütün tüketici ve pazar araştırmaları; hem de ürün veya iletişim piyasa çıktıktan sonra onun performansını ve yine tüketicinin ona reaksiyonunu ölçümlemeye yönelik bütün araştırma faaliyetlerini yapıyoruz. Dolayısıyla çok kapsamlı bir iş. Tabi bunu yaparken trendler değişiyor, bütün sektörler değişiyor, davranışlar değişiyor ve dolayısıyla bunu da anlamaya çalışıyoruz. Insight kısaca bütün marka ekiplerini aydınlatmaya çalışan, zaman zaman provoke etmeye çalışan, zaman zaman da onlara ilham vermeye çalışan çok keyifli bir iş. Insight dün data toplamaktı, daha sonra o datayı anlamlı bir bilgiye dönüştürüp o bilgiyi yayınlamak oldu. Ancak bugün herkes bunu yapabildiği ve rekabette fark yaratmaya çalıştığınız için daha fazlasını yapabilmeniz gerekiyor. Yeni yeni makaleler aslında şunu söylüyor: Insightçı olmak bir anlamda gazeteci olmak gibi olacak. Çünkü herkesin ulaşabildiği bilgiyi ve farklı farklı bilgi kaynaklarını konuşturup, aslında başkalarının yakalayamadığı şekilde onu sunup, marka ekiplerinin ilham aldığı ve yeni kazanan stratejiler oluşturmasına olanak sağlayan bir yere doğru gidiyor. Biz de buraya çevirdik bütün rotayı. Bunu sağlamaya çalışıyoruz ki fark yaratabilelim.
NDG Business Manager
Crunch zaten bu güne kadarki bütün kampanyalarda sıkılma anlarını kıran, harekete geçiren bir lezzet olarak konumlandırdığımız bir markaydı. Dolayısıyla son derece hareketli televizyon reklamları vardı. Bir süre çok durduk, sessiz kaldık. Daha sonra Crunch’ı yeniden canlandıralım dedik. Farklı ne yapabiliriz diye düşündük. Crunch’ın o hayata hareket katma olayı üniversite gençleri için ne demek, lise gençleri için ne demek onu bir anlayalım istedik. “Hayatına hareket katma” özellikle üniversite gençleri için alkolle örtüşecek şeylere gidiyordu. Lise gençleri üzerindeki baskı gerçekten çok fazla. Aile baskısı var, üniversiteyi kazanabilme baskısı var. Onların o daralma anları ve daralma anlarında patlayamama durumu üniversite gençlerine göre çok daha trajik bir noktadaydı aslında. Bir çikolata markası olarak aslında gençlerin bu anına dokunmak onlarda etki yaratır diye düşündük ve bunu daha maksimize etmek için ne yapılabilir diye araştırmalar yaptık. Bu araştırmaların neticesinde “Acaba o patlama durumunu daha da büyütebilir miyiz?” diye düşündük. Zaten ürünün kendisinin içindeki pirinç patlağı bunu veriyordu. Bunun üzerine patlayan paket geliştirdik. Crunch paketini açarken normal açmanıza gerek yok. Çekiyorsunuz, orada bir “pat” sesi çıkıyor. Adını da Crunch Patt koyduk. Gençlere de son derece absürt iletişimler yapmaya başladık. Çünkü gerçekten sosyal medyada, Vine’da, Twitter’da gençlerin anladığı çok kısa espriler var. Dolayısıyla bu yönde marka ekibine lise gençlerini hedefleyelim dedik. Lise gençlerinin daraldıkları, onlara gerçekten çok geyik gelen, klişe anları patlatalım. Bunun üzerine iletişim geliştirmeleri gerektiği yönünde onlara bir insight verdik. Bugün Facebook’a da bakarsanız Crunch’ın sonraki bütün sosyal medya iletişimi capslerle o yöne doğru gidiyor. Gerçekten doğru bir noktaya bastığımızı gördük. Çünkü yine Insight Ekibi olarak burada durmadık. Sonrasında Facebook’taki bütün o interaksiyon rakamlarına, tüketicilerin sosyal medyada bize geri dönüş noktalarına baktığımızda çok enteresan bir şey yayıldı. Youtube’da pre-rolllar yaptık. Youtube pre-rollu Atilla Taş ve Banu Alkan gibi bir araya gelmemesi gereken iki insanı bir araya getirdik. Aslında o kadar absürt bir şey yapmıştık, o kadar daraltıcı ve katlanılmaz bir prerolldu ki gençlere “Pre-roll zaten katlanılmaz ve dayanılmaz bir şeydir, çünkü izlemek istediğin bir şeyin öncesine gelir. İşte Crunch böyle anlarını patlatmana yarar”. Bu mesajı aslında pre-roll gibi bir kurgu üzerinden verdik. Çok pozitif dönüşler aldık. Şöyle pozitif dönüşler aldık: onlar da kendi dayanamadıkları anlarla ilgili kendi capslerini yarattılar. O yüzden biz de böyle bir kampanya sonrasında nelere oynayabileceğimizi çoğaltmış olduk. İç içe geçmiş birçok örneğimiz var. Hiç durmadan bu merakla, bu tarz anları yakalamaya çalışıyoruz.
NDG Business Manager
Teknolojinin gelişmesi “Big Data” dediğimiz bir kavramı ortaya koyuyor. Artık her yer data üretiyor. Bugün Google’da yapılan her arama aslında bir anlam taşıyor. Kişinin dijital platformlardaki her adımı ölçülebiliyor. Dolayısıyla da bu adımı anlamlandırabildiğimiz vakit, kişinin bir sonraki satın alma kararını etkilemeye kadar gidebilecek güce sahip oluyor sektör. Dolayısıyla da insightın pazarlamadaki rolü bugün olduğundan daha da büyük bir yere gelecek. Çünkü bunu anlayabilen şirketler rekabet anlamında çok daha avantajlı bir konuma gelecekler.
NDG Business Manager
Günüm çok yoğun geçiyor. Çünkü ya şu anda hizmet verdiğimiz markaların çeşitli araştırma veya strateji toplantıları olabiliyor ya da gençlerden tutun annelere, yetişkinlere, ev hanımlarına kadar ev ziyaretleri yapabiliyoruz. Alışveriş alışkanlıklarını anlamak için alışverişe çıkıyoruz. Gençlerle birlikte kafelere gidiyoruz. Onların yurtlarına gidiyoruz. Onlarla bir günü birlikte geçiriyoruz. Yeni bir ürün çıkaracaksak yine onlarla bir araya geliyoruz, onların fikirlerini alıyoruz. Yeni bir iletişim kampanyası varsa onların acımasız eleştirilerine göğüs geriyoruz ve böylece daha da iyileştiriyoruz. Dolayısıyla ben tüketiciyle veya alışverişçiyle çok bir arada olduğum bir gün geçiriyorum. Bu da gerçekten çok dinamik ve çok güncel kalmamı sağlıyor. Sonrasında da diğer toplantılarla gördüklerimi, gözlemlerimi arkadaşlarıma aktarmaya çalışıyorum.
Interactive Marketing Manager
Nestlé, 12 yıl önce daha üçüncü sınıfı bitirdiğimde ikinci staj yerimdi. Burada, çikolata bölümünde staja başlamıştım. 5 aylık bir stajyerlik dönemim vardı. Daha sonra mezun olduktan sonra başka bir şirkette işe başladım. Yaklaşık üç buçuk sene sonrasında da Nestlé’ye geri döndüm. Nestlé’ye geri dönme amacım aslında yeni bir kategori kurmaktı. Yeni bir ekiple sıfırdan dondurma kategorisi oluşturmak için geri döndüm. Biz bu dondurmayı Türkiye'de sıfırdan getirdik ve Nestlé Türkiye içerisinde dondurma kategorisi oluşturduk. Yaklaşık iki buçuk yıl oteller olsun, restoranlar olsun, süpermarketler olsun; gerek satış, gerek pazarlama, gerek ürün geliştirme her türlü işe elimi attım. Sonrasında Nescafe ekibinden bir teklif geldi. İnovasyon üzerine çalışmaya başladım ve aynı zamanda Ürün Müdürlüğü yapmaya başladım. Yaklaşık olarak dört sene boyunca Nescafe kategorisinde Ürün Müdürlüğü yaptım. Orada 3’ü 1 arada dışındaki tüm Nescafe ürünlerine bakmış oldum. Cappuccino’dan tutun da Nescafe Classic, Nescafe Gold, Nescafe MyCafe Kahve Makinesi kısmına kadar tüm ürünlere baktım. Sonrasında 1 seneliğine yurt dışına, genel merkez İsviçre'ye gittim ve orada global dijital ekibe katıldım. Orada 1 sene global dijital projeler yürüttüm. Yaklaşık 8-9 ay önce de Türkiye'ye geri döndüm ve burada Nescafe’nin Dijital Pazarlama Müdürü olarak çalışıyorum.
Interactive Marketing Manager
Her pazarlamacı ve her satışçı gibi güne ilk önce satış rakamlarına bakarak başlıyorum. “Ürünlerimiz ne durumda, hedeflere göre neredeyiz, ona göre bir reaksiyon almamız gerekir mi?” diye kontrol etmek için ilk önce onlara bakıyoruz. Daha sonra gün toplantılarla geçiyor. Çalıştığımız ana partnerlerimiz var. Global partnerlerimiz; Google olsun, Facebook olsun, Twitter olsun onlarla zaten günlük olarak mutlaka telefon konferanslarım oluyor. Onlarla çok yakın zaman geçiriyorum. Onun dışında Türkiye'de bunu emplemente etmek için çalıştığımız partnerlerimiz, ajanslarımız var. Onlarla da sürekli olarak toplanıp yaptığımız kampanyaları ya da ileriye yönelik yapmak istediğimiz aksiyonları belirliyoruz. Onun dışında da kendi ekibimiz içerisinde, yani pazarlama ekibi ile beraber oturup varolan bir kampanya varsa o kampanya nasıl gidiyor, neler oluyor vesaire onlara bir bakıyoruz ya da önümüzde bir kampanya ya da bir plan varsa onun planını oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle odaklanmak istediğimiz konu da tüketiciyi dinleme. Sosyal medya dinleme araçlarımız var bizim (Social Media Listening). Ben masamda 2 ekran kullanıyorum. Dolayısıyla bir ekranımda normal iş yaparken, diğer ekranımda tüketicilerden gelen yorumlar, tweetler, her şey akıyor. Sürekli bir gözüm de orada. Sürekli onları dinleyip markamız hakkında neler konuşuluyor, markadan bağımsız olarak gelen yeni trendlerin ne olduğunu takip ediyorum. Mümkünse hemen bazen ben, bazen de ajanstaki arkadaşlarımız müdahale ediyor. Zaten sürekli telefonla birbirimize haberler veriyoruz. Dolayısıyla bütün günümüz bu. Yalnız iş burada bitmiyor. Eve gidiyorum yine o şeyleri takip etmem gerekiyor, her an her şey olabilir. Çünkü; dediğim gibi çok yenilikçi bir alan. Dolayısıyla yaptığınız işten hiç sıkılmıyorsunuz. Bugün öğrendiğinizi iki gün uyguluyorsunuz, sonra yeni bir doğru geliyor. Bu sefer onunla ilgili bir şeyler öğrenip, bir şeyler uygulamaya çalışıyorsunuz. Bu güzel bir şey. Çünkü sizi aktif ve dinamik tutuyor. Sıkılmıyorsunuz hiçbir şekilde. Zaten biz bir şey değiştirmesek ya Google ya Facebook ya da başkaları bir şeyler değiştiriyor. Dolayısıyla onlarla nasıl daha doğru bir iş yaparız diye oturup konuşmaya başlıyorsunuz. Aslında hiçbir günümüz sakin geçmiyor. Bu da benim bu işin sevdiğim yanı.
Interactive Marketing Manager
Öncelikle her türlü yeniliğe açık olmanız gerekiyor. Bu çok önemli. Çünkü eğer statükoda kalmak istiyorsanız bu iş size göre değil. Hakikaten her gün yeni bir şey öğreneceğiniz ve daha dün öğrendiğiniz şeyin ertesi gün yanlış olabileceği bir platform bu. Dolayısıyla dün karar verdiğiniz şey için ertesi gün “Hayır, yanlış olmuş baştan yapıyoruz.” diyebileceğiniz bir alan. Dolayısıyla çok dinamik, 24 saat çalışabilen bir kişiye ihtiyaç var. Çünkü tüketiciler dijital olarak 24 saat varlar. Siz uyurken iyi ya da kötü bir şeyler oluyor olabilir. Kötü ise anında müdahale etmeniz gerekir. Dolayısıyla sistemleri de kurmanız gerekir. Siz uyurken sizin yerinize ya cevap verecek ya da size bir şekilde haber verecek olan bir sistem yapmanız gerekiyor. Bütün bunlara sahip, her türlü yeniliğe de açık bir profile ihtiyaç var.
Interactive Marketing Manager
Saati olmayan bir iş. Her an her şey olabilir. Tüketicilerden negatif bir şey aldığınızda hemen geri dönüş yapmanız gerekecek. Bir ya da iki saat içerisinde mutlaka bir cevapla dönmemiz gereken bir alandan bahsediyoruz. Eskiden telefonla arandığında belki bir gün sonra belki iki gün sonra dönüş yapılıyordu. Ama şu anda öyle bir lüksümüz yok. Dijitalde eğer başarılı olmak istiyorsak, tüketiciye onu gerçekten anladığımızı ve ona değer verdiğimizi göstermek istiyorsak bir ya da iki saat içinde bunun yapılması gerekiyor. En büyük zorluk bu ama bir yerde diğer zorluk da insanları ikna etmek. Çünkü yeni bir kategori. Bazı şeyleri kanıtlamakta çok zorlanıyorsunuz. Dolayısıyla her şeyi trendleri göstererek, yurt dışındaki örnekleri göstererek ya da bazı tüketici davranışlarını ön plana koyarak ispatlamanız gerekiyor. Kolay bir şey değil hakikaten çünkü statükoyu değiştirmek anlamına geliyor bu. Herkesin açık olduğu şeyler değil bunlar. Dolayısıyla zamanımızın çoğunu insanları ikna etmekle geçiriyorum diyebilirim.
Interactive Marketing Manager
10 ya da 20 yıl sonra dijital pazarlama diye bir şey konuşmayacağız, çünkü her şey öyle olacak. O zaman aslında eskiden televizyon vardı diye konuşacağız. Dolayısıyla o zaman çok başka bir dönem olacak. Dijital diye bir şey konuşmayacağız. Zaten her şey dijitalize olduğu için standart bir hayat olacak bizim için. Tabletler ya da telefonlar öncelikli olacak ki şu anda gerçekten çok büyük bir büyüme içerisinde. O zamanlar zaten her şey ona göre gelişmiş olacak. Dolayısıyla aslında 10 yıl sonrası bizim gibi insanlar için daha kolay olacak.